Napolyon Bonaparte, şüphesiz dünya tarihinin en büyüleyici liderlerindendi.1769’da Fransa’nın sahibi olduğu Akdeniz’in Korsika adasında dünyaya gelen Napolyon, 1796 yılında Fransa ordusunda yer aldı ve komutanlık kademesine yükseldi. İtalya ve Mısır’a gitti ve bir dizi askeri zafer kazandı. Fransa’nın ordusunun Britanya, Avusturya ve Rusya’dan oluşan İkinci Koalisyon’un elinde yenilgiye uğradığını duyunca 1799’da Fransa’yı ziyaret eder. Napolyon,Fransız Devriminden sonra ortaya çıkan hükümeti bir darbeyle devirip Fransa’nın yönetimini devralır. 1804’te Fransa İmparatoru seçilir ve çeşitli koalisyonlara karşı Avrupa’da devam eden zaferleriyle ülkeye yeni alanlar ve önemli bir güç kazandırır. Bununla birlikte, 1808’de İspanyol İmparatorluğu, İngiltere ve Portekiz’e karşı başlayan savaş yenilgileri, Fransız askeri kaynaklarını azalmasına neden oldu ve 1812’de Rusya’yı istila etmek için yapılan feci bir girişim, Napoleon’un iktidarının sona erdirdi.Sonunda 1815 yılında Waterloo Savaşı’nda yenildi ve hayatının geri kalanını tropik Saint Helena adasına sürgün olarak devam ettirdi. Acımasızca iddialı ve dahiyane bir ordu komutanı olan Napolyon’un zaferleri dünyayı gerçekten değiştirdi ve modern tarihte önemli bir figür olmasını sağladı. Bununla birlikte, çoğu insanın duymamış olduğu Napolyon hakkında birçok büyüleyici gerçekler ve de tuhaflıklar var.

10-Napolyon’da kompleks yoktu.

Napolyon düşünüldüğünde insanların aklına gelen ilk şeylerden birisi onun gerçekten kısa boylu olduğu.Avrupa’da ”Napolyon kompleksi” diye bir deyim var, bu,aşırı derecede saldırgan bir kişilik ya da şişirilmiş üstünlük hissi olan kısa insanlara yönelik  söylenen bir söz… Aslında tarihçilere göre  Napolyon’un boyu,yaşadığı zamana göre ortalamadır.Napolyon’un kısa boylu olduğuna dair popüler sebepler var. Onun yanında ki İmparatorluk Muhafızları,çok iri yapılılardı ve büyük ayı başlığı takıyorlardı. Bu yüzden onlarla kıyaslandığında imparator küçük görünüyordu. Ayrıca “Küçük Onbaşı” diye  çevrilen “Le Petit Caporal” lakabıda vardı. İlk bakışta bir imparatora onbaşı demek ona hakaret gibi görünse de,nedeni farklı. Bu takma ad,onun,şefkatli bir lider olduğunu gösteriyordu.Çünkü askerleri Napolyon’u kendilerinden biri olarak görüyordu. Onun boyu ile ilgili bu söylentilerin İngilizler tarafından çıkarıldığı konusunda tarihçiler hemfikir.İngilizler bunu,savaş propagandası olarak kullandılar.

9. Konserve gıdaları bulmaya yardımcı oldu.

Napolyon,başarılı bir stratejistti. Büyük ordularını düşman bölgelerindeyken iyi bir şekilde besleyebilecek  bir yol bulmayı istedi. Büyük miktardaki gıdaları çok iyi korumanın bir yolunu bulan kişiye 12.000 frank nakit para ödülü vereceğini ilan etti. 1809 yılında Fransız şekerleme müdürü Nicolas François Appert, yiyeceklerin hava geçirmez bir kavanoz içinde kaynatılarak,düzgünce pişene kadar kaynatılacağı bir yöntemle Napolyon’un karşısına çıktı. Bu fikri mükemmelleştirmek 15 yıl sürdü.Cam şişeleri kırılmadan taşımak zordu ve tadından bekleneni göremediler.Bir yıl sonra,teneke kutular kullanma fikrinin patentini alan Philippe de Girard tarafından yeni konserveler rafine edildi.

8-Muhtemelen Braille tekniği olmayacaktı.

Braille metin yerine kabartmalı noktalar kullanan, görme özürlülerin okuyabileceği evrensel bir yazı sistemidir. Napolyon’a gelmemiş olsaydı icat edilmiş olmayabilirdi. İmparator,askerlerinin geceleri karanlıkta ses olmadan haberleşebilmelerini istiyordu.Böylece savaş alanındaki askerler tarafından kullanılabilecek bir kod sistemi istemiş oldu. Charles Barbier,Fransız ordusunda bir kaptantı  ve ”gece yazarlığı” adlı bir sistem geliştirmişti.. Barbier’in sistemi, Fransız alfabesindeki farklı karakterlere karşılık gelen iki haneli kodlarla (noktalarla gösterilirerek) kullanılıyordu. Ordu, gece yazılarının askerler tarafından öğrenilmesini ve savaş alanında kullanılması çok zor bularak reddetti. Ancak, 1821 yılında Körler Kraliyet Enstitüsü’nde okuyan  Louis Braille adında on iki yaşındaki görme engelli bir çocuk,bir yöntem geliştirdi. Braille Barbier’in orijinal sisteminden esinlenmişti ve bu çok daha kolay bir yöntemdi.

7-Otopsisi sırasında penisi kesildi.

Napolyon,Saint Helena adasında sürgündeyken öldükten sonra, otopsisi kendi doktoru Francesco Antommarchi tarafından gerçekleştirildi.Hiç kimse neden ve nasıl olduğunu bilmiyor. Ama işlem sırasında Antommarchi’nin Napolyon’un penisini kesip,rahip Abbé Anges Paul Vignali’ye vermişti.1924 yılında,diğer eşyalarıyla beraber bir kitap koleksiyoncusuna satıldı.Penis,o zamana kadar Vignali’nin mülkünde kalmıştı.1927’de, New York’taki Fransız Sanatı Müzesi’nde sergilendi.1977’de bir Paris müzayede evinde nispeten az bir paraya (3.000 ABD doları) Amerikalı Üroloji profesörü tarafından satın alındı, yıllar içerisinde birkaç kez  el değiştirdi.Bu tuhaf olaylar dizisi yıllar boyunca şüpheyle karşılansa da, üroloğun oğlu, 2014’te penise bir DNA testi yaptırılmasına izin verdi ve apandisin Napolyon’a ait olduğu kanıtlandı ve yaklaşık 200 yıldır saklanıyor.

6-Rusya’da askerliğe başvurdu

Napolyon’un Rus askerlik hizmetine başvurması şaşırtıcı ancak reddedildi. Tabii ki, bu, Fransa hükümdarı olmadan ve askerlik kariyerinin başlangıcından çok önceydi.

5-Tarihçiler, Napolyon’u duvar kağıdınının öldürdüğünü iddia ettiler

Napolyon’un ölümünün resmi nedeninin mide kanseri olduğu düşünülüyordu, ancak tarihçiler aslında arsenik tarafından zehirlendiği olasılığını tartıştılar. Napolyon Saint Helena adasında Longwood House’a sürüldüğünde, pansiyonun nemli olduğundan ve koşulların iyi olmadığından  şikayet eden mektuplar yazdı. Bazıları, İngiliz hükümetinin, ölümünü hızlandırmak için kasıtlı olarak sağlığını kötüleştirmeye çalıştığını dile getirdi.Napolyon’un otopsisinde ciddi bir mide ülseri geçirdiği ortaya çıksa da, yıllar içinde arseniğin ölümünde rol oynadığı şeklinde teoriler ortaya atıldı.. 1960’larda, Napoleon’un saç örnekleri  bilimsel yöntemlerle analiz edildi ve arsenik seviyelerinin bir insanda bulunan ortalama miktardan 100 kat daha fazla olduğu görüldü. Arsenik, Ortaçağ’dan beri etkili bir zehir olarak kullanılmıştı.Tarihçiler, İngiliz hükümetinin, sürgünde olduğu sırada Napolyon’u kimyasallarla yavaş yavaş zehirlediğinden şüphe ediyordu.Bununla birlikte, Napolyon’un ikametindeki duvar kağıdının boyasının,arsenik bileşiği içerdiği konuşuldu.

4-O,George Washington öldükten sonra 10 gün yas tuttu.

Amerika başkanı George Washington ve Napolyon arasında pek çok benzerlik var. Her ikisi de genç yaşta askeri hizmet yaparken İngilizlere karşı kampanyalar başlattı. Her ikisi de temel olarak konumlarını devrimlere borçluydu.İki insanın birbirlerine karşılıklı  hayran olduklarını varsayılıyor. Bununla birlikte, Washington’un ölüm haberi Napolyon’a ulaştığında,Napolyon ülke genelinde on gün yas tutulmasını emretti.

3-Yarı otobiyografik, romantik aşk romanı yazdı.

Görünüşe göre bu ünlü liderin yumuşak bir tarafı var.Edebiyatı çok seven imparatorun,genç bir askerin aşk hikayesini anlatan bir romanı var.

2-Sürgündeyken denizaltıyla kurtarılması düşünüldü

Napolyon’un St Helena’nın küçük adasında sürgündeyken kurtulma ya da kaçma umudu çok azdı.Longwood mülkünün etrafında özgürce dolaşmasına rağmen, İngilizler bu önemli tutsağı çok yakından izledi ve her önlemi aldılar. Bununla birlikte, eski Fransız imparatorun kurtarılmasına teşebbüs etmek için hala sadık birileri olabileceğini düşünüyorlardı.Görünüşe göre, buharlı gemiler, hızlı yatlar ve hatta sıcak hava balonları bile Napolyon’un adadan kurtulmasına yardım etmek için bir araç olarak görülüyordu.Ama en ilgi çekicisi bir deniz altıydı.Ünlü İngiliz kaçakçı Tom Johnson,1820’de Napolyon’u cezaevindeki adasından kurtarmak için 400 bin sterlin teklif edildiğini itiraf etti. Amaç iki küçük denizaltıda,küçük bir mürettebatla gece adaya yaklaşmak ve kıyıya inecek kadar yakın olmaktı. Daha sonra kayalıklara tırmanarak, Napolyon’u kurtarmak için iç bölgelerine doğru yola çıkacaklardı.Ancak bu hiç bir zaman gerçekleşmedi.

1-Sahte Bir Makine Tarafından Kandırıldı

Napolyon,strateji uzmanı olabilir, ancak bu becerilerini satranç oyununa aktaramamış gibi görünüyor. 1809 yılında Avusturya’ya karşı yürüttüğü kampanya sırasında Napolyon, Viyana’daki Schönbrunn Sarayı’nı ziyaret etti ve ‘Mekanik Türk’ olarak bilinen bir makineyle tanıştırıldı. Mekanik Türk, çok karmaşık  saat benzeri, büyük bir tahta dolaptı. Kutunun üzerinde geleneksel bir gömlek giydirilmiş insan gövdesi bulunuyordu.Bu insan model,kutudaki makineden komutlar alarak görünüşte rakiplerine karşı,parçaları toplayıp,hareket edebiliyordu.Aslında Mekanik Türk, gizli bir bölmenin içinden bir satranç ustası tarafından gizlice işletiliyordu.Napolyon çok oyun oynadı ve tabi ki hepsini kaybetti.Makinenin adının neden Türk olduğuna gelince,18.yüzyılda oryantalizmin son derece modaydı ve o dönem bunun temsilcisi Türk’lerdi.